ugur-altun-ile-soylesi-kitapkurduanne-yazar-ve-cizer-soylesileri

Uğur Altun ile Söyleşi

Merhaba!

Hep söylüyorum, benim için iyi bir çocuk kitabının olmazsa olmazı ister okul öncesi için olsun, ister daha büyükler için; kitabın illüstrasyonlarıdır. Çünkü resimler kitabı vezir de edebilir rezil de ! Harika bir hikaye ona yakışmayan illüstrasyonlarla birleştiği zaman çok üzülüyorum çünkü yazık oluyor.

Bu sebeple illüstratörlere, güzel çizim yapabilen insanlara saygım ve hayranlığım sonsuz. Ellerinde inanılmaz bir güç var aslında. Uğur Altun da çok beğendiğim çizerlerden biri idi ve sağolsun beni kırmayarak KitapkurduAnne için sorularımı yanıtladı, sizleri bu genç ve yetenekli çizer ile baş başa bırakıyorum ve başarılarının devamını diliyorum...


Bize çocukluğunuzdan, oynadığınız oyunlardan ve eğitim hayatınızdan bahsedebilir misiniz?

Çocukluğumun en güzel yılları Rize´de geçti. Sokaklarda koşuşturan, yaz ayları denizden çıkmayan bir çocuktum Rize küçük bir yer olduğu için herkes birbirini tanır. O yüzden dışarıda geç saatlere kadar oyun oynadığımızı hatırlıyorum. En çok saklambaç oynamayı ve su savaşı yapmayı severdim. 9 yaşıma geldiğimde ailem İstanbul´a taşınma kararı almıştı. Açıkçası bu karara fazlasıyla üzüldüğümü hatırlıyorum. Elinden şekeri alınmış bir çocuk gibi uzun bir süre ağladığımı bilirim.İstanbul benim için tamamen yabancı bir şehirdi. İnsanlara ve çevreye alışmam ciddi zaman almıştı. Sanırım yaşıtlarımın ergenlik döneminde yaşadığı bunalımı ben daha erken yaşlarda yaşamıştım. O yüzden ergenlik döneminin oldukça sakin geçtiğini hatırlıyorum.Eğitim hayatım oldukça inişli ve çıkışlıydı. İlkokul döneminde deneme sınavlarında derece yapan biri olarak ortaokul döneminde pek başarılı olduğum söylenemez. Lise döneminde ise ‘möööö’ diye çağrıldığımı bilirim =) Sayısal derslerde göstermiş olduğum başarıdan dolayı Fen-Matematik okudum. O dönemde hatırladığım kadarıyla ders aralarında arkadaşlarımın karikatürlerini çizerdim. Hatta ortaokulda para karşılığında arkadaşlarımın resim ödevlerini yapmışlığım bile var =) Üniversitede ilk tercihim olan Bilkent Üniversitesi Bilişim Sistemleri bölümüne girmiştim. Neden Bilişim Sistemleri bölümünü tercih ettin diye soracak olursanız babamın "gelecek Bilişim sektöründe, gel Bilişim Sistemleri yazalım" dediğini hatırlıyorum. Önceden de söylediğim gibi sessiz sakin biri olduğum için babamın teklifini kabul etmiştim. Üniversiteye başladıktan sonra farklı alanlarda okuyan arkadaşlar edinmiştim. O dönem ciddi anlamda kendimi sorguladığımı hatırlıyorum. Bölümde okuyan arkadaşlarım bilgisayar kurdu iken ben sadece internete girmek için bilgisayar kullanıyordum. O kadar ilgisiz ve alakasızdım okuduğum bölümle. Sonuç olarak bölüm değiştirme kararı aldım ve Grafik Tasarım bölümüne yatay geçiş yaptım. Her anından keyif alarak okuduğum bölümümü başarı bursu ve dereceyle bitirdim. Sanırım benimle aynı ilgi alanlarını ve hırsları paylaşan insanlarla birlikte olduğum için şanslıydım. Mezun olduktan sonra çeşitli reklam ajanslarında sanat direktörü olarak çalıştım. Yaklaşık iki senedir de freelancer olarak yayın evleri, dergiler ve çeşitli kurumlar için grafik tasarım ve illüstrasyon işleri üretiyorum.4 yıllık iş tecrübesi sonrasında eğitim hayatıma devam etmek ve yüksek lisans eğitimim için Portekiz´e yerleşme kararı aldım.


Çizmeye ne zaman başladınız? Çizim yeteneğinizi birisi mi keşfetti yoksa doğal süreçte siz çizmeye başladınız ve bu yönde mi yolunuzu çizdiniz?

6 yada 7 yaşlarında babamla birlikte oturup kitap okurdum. Daha doğrusu okumaya pek meraklı olmadığım için babam başımda dururdu. Hatta babam başımda beklerken uyuya kalır bende sayfaları çifter çifter atlar kitabın sonunu getirmeye çalışırdım. Kısa bir süre sonra durumu fark edip beni anneanneme havale ettiler =) Anneannem oldukça yaratıcı bir yöntem bulmuştu dikkatimi verebilmem için. Birkaç sayfa okuduktan sonra oturup özet çıkarırdık. Özet çıkardığımız sayfalar için birlikte resim yapardık. Uzun bir süre okuduğum her kitap için aynı şekilde devam ettik. Kısacası çizmeye meyilli olduğum anneannem sayesinde ortaya çıktı. İlerleyen dönemlerde çizime hobi olarak devam ettim. Ailem ve çevremdeki insanlar sayısal alanda göstermiş olduğum başarılardan dolayı mühendislik fakültesinde okumamı önermişlerdi. Üniversiteye hazırlık döneminde olan bir kişiye tercih etmesi gereken bölümü söylemek yerine, kişinin sahip olduğu yetenek(ler) doğrultusunda yönlendirmek daha sağlıklı olacaktır. Biraz geç olsa da; keyif aldığım bir işi yapıyor olmaktan dolayı çok mutluyum.


İlk çizimini yaptığınız çocuk kitabı hangisiydi? Şimdiye kadar çizimini yaptığınız çocuk kitaplarından sizin için yeri ayrı olan var mı?

İlk çizimlerini yaptığım çocuk kitabı bir okul projesi olup, Nasrettin Hoca ile ilgilidir. Proje profesyonel olarak resimlediğim ilk çocuk kitabı olan Gökyüzü Prensi Po ile Küçük Kız ile tanışmamı sağladı. Nasrettin Hoca projesi 2013 yılında GMK(Grafik Tasarımcılar Meslek Kuruluşu) tarafından en iyi illüstrasyon ödülüne layık görüldü. Aynı proje Şarika(Sharjah) Çocuk Kitabı İllüstrasyonları sergisine seçildi ve Türkiyeyi temsil etti. "Gökyüzü Prensi Po ile Küçük Kız" kitabı ise Bratislava İllüstrasyon Bienaline seçildi. Bu projelerin uluslararası platformlarda yer alması beni ayrıca mutlu etti.



Bir çocuk kitabı için çizim teklifi aldığınızda sizin için süreç nasıl işliyor nereden başlıyorsunuz? Çizim yapmak için tercih ettiğiniz bir ortam, gece-gündüz gibi bir tercihiniz var mı? Kitapta yer alacak çizimlerin yoğunluğunu yayın evi mi belirliyor siz mi? Bir kitabın çizimlerini ortalama ne kadar vakitte bitiriyorsunuz?

Çizimlere başlamadan önce (sözleşme karşılıklı olarak imzalandıktan sonra) hikayenin çıktısını alıyorum. Bilgisayar ekranı karşısında fazla vakit geçirmeyi sevmediğim için projenin bir kağıda basılmış olması ve dilediğim yere götürebilmem benim için çok önemli. Genelde en çok zamanı hikayeyi okuyarak ve eskizleri yaparak geçiriyorum. Bu süreç (ilk eskiz ve çizimlerin ortaya çıkması) benim için en sancılı dönem oluyor. Eğer ortaya çıkan sonuç beni tatmin etmiyorsa (birkaç deneme yaptıktan sonra) ek süre rica ediyorum yada projeyi tamamen iptal ediyorum. İçime sinmeyen bir çalışmanın yayınlanmasını istemiyorum. İlk örnekleri (genelde 1 ile 3 adet resim) yayın evine onay için gönderiyorum. Onay geldikten sonra çalışmalara devam ediyor ve yaptığım çalışmaları bitirdikçe yazara ve editöre gönderiyorum. Özellikle resimli çocuk kitabı gibi uzun soluklu projelerde danışıklı olarak ilerlemek daha sağlıklı oluyor. Bu sayede sonrasında acaba burası şöyle mi olsaydı vb sorularla karşılaşmıyorsunuz. Farklı baskı tekniklerini kullandığım için sabit bir yerde yani atölyemde çalışmayı tercih ediyorum. Gündüzleri fazlasıyla dikkatim dağıldığı için uzun bir süre geç saatlerde çalışmalarıma devam ettim. Bu durum bir süre sonra sosyal hayatımı olumsuz yönde etkilediği için çalışmaya sabah erken saatlerde kalkarak başladım. Sabahları erken kalktığım için öğlenleri muhakkak 1 saat kadar uyurum. Özellikle eskiz yaptığım aşamada uykuya dalmak benim için klasikleşti diyebilirim =) Bu sayede ne çizeceğimle ilgili uyku esnasında ciddi anlamda yol alıyorum. Çizeceğim kareler uyurken kafamda daha rahat canlanıyor. Kalkar kalkmaz da oturup çiziyorum. Kitapta yer alacak çizimlerin yoğunluğu projeye ve sayfa sayısına göre değişiyor. Genelde bir çocuk kitabı için çizim teklifi geldiğinde kaç adet resim olacağı bilgisini yayın evi belirtiyor. Bazı projelerde ise karşılıklı olarak karar veriyoruz. Bir kitabın çizimleri ortalama 1,5 ay kadar zaman alıyor. Genelde yayın evleri ortalama 15-20 adet çizim için bu süreyi uygun görüyorlar. Resimli çocuk kitapları ise daha uzun soluklu oluyor. Dolayısıyla zamanlamasını editör ve yazarla birlikte karar veriyoruz.

Genç yaşta bence çok başarılı işlere imza atıyorsunuz, ilerleyen dönem için hayalleriniz, hedefleriniz neler?

İlerleyen dönem için ilk sırada yer alan hedefim yüksek lisans eğitimimi tamamlamak ve sonrası için neler yapabileceğimi görmek diyebilirim. Heyecanımı kaybetmediğim sürece çocuk kitabı resimlemeye devam etmek ve farklı sanat alanlarında çalışmalar üretmek istiyorum.

Çocuk kitabı çizimleri dışında da pek çok iş yapıyorsunuz sanırım, www.behance.net ve ig hesabınızdan takip edebildiğim kadarıyla sabit fikir dergisi, poster çalışmaları gibi pek çok işte imzanız var.Bize biraz bunlardan da bahsedebilir misiniz?

Çocuk kitabı çizimleri dışında editöryel illüstrasyon ve kültürel afiş ağırlıklı çalışmalar yapmaktayım. Kendimi en iyi ifade edebildiğim ve özgür hissettiğim alanlar çocuk kitapları,kültürel afiş çalışmaları ve illüstrasyon. Kısacası fiziksel olarak basılmış, elinizle dokunabileceğiniz çalışmaların içinde yer almaktan çok keyif alıyorum.



Çizimlerini beğendiğiniz yerli veya yabancı çizerler kimlerdir?

Çizimlerini takip ettiğim birçok yerli ve yabancı çizer var. Özellikle çocuk kitapları alanında ürettiği işlere hayranlık duyduğum yabancı çizerlerin başında Beatrice Alemagna, Oliver Jeffers ve Shaun Tan geliyor. Yerli sanatçılardan ise Feridun Oral, Mustafa Delioğlu ve Gürbüz Doğanı severek takip ediyorum.

Herhangi bir sebeple geri çevirdiğiniz, kitabın hikayesini benimseyemediğiniz ve reddettiğiniz işler oluyor mu?

Bu zamana kadar geri çevirdiğim 3 çocuk kitabı projesi oldu. Bunların dışında gerekli koşullar sağlanmadığı için reddettiğim grafik tasarım işleri de var. Zamanlama ve bütçe en büyük iki sebep. Özellikle ‘ay ben bunu photoshop’ta 15 dakikada’ yaparım algısı değişmediği sürece de reddetmeye devam edeceğim =)

Sizce iyi bir çocuk kitabı çizeri nasıl olunur?

Öncelikle iyi bir çizer olmak için gerçekten ‘çok sabırlı’ olmalısınız. Çok çalışmalısınız dememe gerek var mı bilmiyorum =) Biraz inatçı ve mükemmelliyetçi olmak gerek diye de düşünüyorum. Aynı zamanda üzerinde çalıştığınız projeyi ne kadar çok içselleştirirseniz o kadar tatmin edici sonuçlar alırsınız. Bunun için de ciddi bir zaman ve efor harcamanız gerekiyor.

Türkiye´de illüstratörlere gereken değerin verildiğini düşünüyor musunuz?

Türkiye’de sadece illüstratörlere değil sanatın herhangi bir dalıyla uğraşan kişilere yeterli değerin verilmediğini düşünüyorum. Toplum olarak sanatı daha iyi anlayabildiğimiz noktada, illüstratörlerin de gerekli değeri görebileceğini düşünüyorum. Ancak bu konuda pek iyimser değilim.


Keşke ben çizimlerini yapsaydım dediğiniz herhangi bir çocuk kitabı var mı?

Açıkcası keşke çizimlerini yapsaydım demek yerine daha çok ‘keşke bu kadar güzel çizebilseydim,kendimi ifade edebilseydim’ dediğim kitaplar var.

Biraz torpilli bir soru olacak ama, ablam Burçak Gürün Muraben´in kitabı İstanbul For Kids/ Çocuklar İçin İstanbul kitabını da siz resimlediniz, bize bu kitapla ilgili süreçten biraz bahsedebilir misiniz?

İstanbul For Kids/ Çocuklar İçin İstanbul kitabı ile ilgili Can yayınlarından mail geldiğinde çok mutlu olmuştum. İstanbul´da uzun süre yaşayan biri olarak İstanbul´un tarihi ile ilgili detaylı bir bilgim yoktu. Ayrıca bu konuda inceleyebileceğim yazılı kaynakların dışında fazla bir örnekte yoktu. Dolayısıyla kitabın hem çocuklar için olması hemde bir ilk olması beni aşırı heyecanlandırmıştı.Taslak çizimlere başlamadan önce bir sürü İstanbul fotoğrafı inceledim. Bir süre sonra kitapta sadece tarihi yerlerin çizimlerinin olması çocuklar için sıkıcı olmaz mı sorusunu getirdi. Bunun üzerine İstanbul´u birlikte gezebileceğimiz bir karakter yaratmak istediğimi dile getirdim İpek hanıma. Neden olmasın cevabını aldıktan kısa bir süre sonra ilk çizimler ortaya çıkmıştı. Benim için oldukça eğitici ve eğlenceli bir proje oldu Istanbul For Kids kitabı.


En son İletişim Yayınlarından çıkan Mıstık, seni anlamıyoruz ! kitabını resimlediniz bu işten biraz bahseder misiniz?

Mıstık, seni anlamıyoruz! projesi çizimlerini yaptığım ilk resimli çocuk kitabıdır. Projenin tamamlanması tam 2 yıl 2 ay sürdü =) Önceden de söylediğim gibi resimli çocuk kitapları daha uzun soluklu oluyor. Tülin hanım bana ilk metin taslağını gönderdiğinde açıkçası biraz şaşırmıştım. Çünkü her sayfada tek bir cümle vardı ve resimleme açısından oldukça yoruma açık cümlelerdi. Noktalama işaretleri ilkokul döneminde beni en çok zorlayan konuydu. Zorlanmamın sebebi ise sanırım çok fazla kural olması,biraz sıkıcı olması ve noktalama işaretlerinin görsel olarak harflerin arasında yada cümle sonunda küçük bir şekilde kullanılmasıydı. Noktalama işaretlerinin görsel olarak daha iyi algılanması için daha büyük kullanmalıydım. Sayfanın ortasında kocaman bir nokta işareti olsa nasıl olurdu diye düşünürken Mıstık karakteri gözümün önüne geldi. Biraz yaramaz, eğlenmeyi seven ve noktalama işaretleriyle iletişim içinde olan bir karakter olmalıydı. Bunun üzerine nokta ve soru işareti için 2 örnek çalışma gönderdim Tülin hanıma. İlerleyen günlerde bir araya geldik ve uzun uzun örnekler üzerine konuştuk. Sonuç olarak hepimizi memnun eden deneysel bir çalışma çıktı ortaya. Kısacası biz Mıstığı çok sevdik =)


Çizimini yaptığınız kitaplar dışında çocuk kitabı okur musunuz? Okuyorsanız bizimle en sevdiğiniz kitabı paylaşabilir misiniz?

Lane Smith - It’s a Book

Serge Bloch - The Big Adventure of A Little Line

Kitapkurduanne den nasıl haberiniz oldu? Siteyi inceleme şansınız oldu ise görüşlerinizi ve eleştirilerinizi alabilir miyim?

Kitapkurduanne´yi instagram sayfasında paylaştığı çocuk kitapları ile tanıdım. Tülin Kozikoğlu ile yaptığınız söyleşi sayesinde ise siteyi inceleme şansım oldu. Öncelikle içerik olarak oldukça keyifli ve eğitici bir site olduğunu söyleyebilirim. Arka planda yer alan kuş sesleri ise oldukça rahatlatıcı =) Siteyle ilgili tek eleştirim tasarımıyla ilgili. Tasarım olarak çocuklar için oldukça ilgi çekici fakat yetişkin birisi için fazla kalabalık geldi bana. Önerilen kitaplara bakarken arka planda uçan kuşların yer alması biraz dikkat dağıtıcı. Son olarak ta site içinde kullanılan başlık ve yazılar için daha sade bir yazı tipi tercih edilebilir.